31 Ekim 2021

​RABBANİ TARIM (2)

MEDENİYET UZAYDA DEĞİL, AYAĞIMIZIN ALTINDA

Uzun yıllardır uzay gizemli bir sonsuzluk olarak işlenmiştir algılara. Milyarlarca galaksi, her galakside milyarlarca yıldız, karadelikler falan. Büyük bir gizem. Bizden başka ne tür medeniyetler yaşıyor olabilir uzayda? Gibi sorular.

Dikkatler uzay gibi uzak bilinmezlere çevrilmişken burnumuzun dibindeki büyük ahenklerin farkında bile değilizdir. Toprak mesela sadece öylesine topraktır. Bir avuç toprakta insan nüfusundan çok daha fazla canlı yaşadığını bilmeyiz çoğumuz. Toprağın ormanlardaki ekolojiden daha karmaşık bir ekoloji barındırdığını kimse söylemez bile.

En az uzaydaki kadar bir ahenk, gizem, güzellik vardır toprakta.

Nasıl olmasın ki?

Onu var eden, her şeyi hikmet üzere yaratan yüce Allah’tır sonuçta.

Toprakta ki ufacık bir böceğin, üzerinde biten her otun mutlaka bir amacı, büyük ahenk içinde çok önemli bir görevi vardır.

Bize düşen bunu araştırıp öğrenmek ve Rabbimizin öğrettiği üzere büyük bir tefekkürle toprağı anlayıp; merhamet, zikir, tefekkür ve bitmeyen bir hayret üzere Rabbani toplumlar inşa etmektir.

Bugün gözü sadece para ve daha çok para olan ve bu minvalde inşa edilmiş medeniyet üzere toprağa bakıldığından.

Onun sadık yâri olması gereken çiftçiler bile, farkında olmadan onunla büyük bir savaşa girişmişlerdir.

Öyle ki,

Her böcek zararlıdır.

Kuşlar zararlıdır.

Otlar temizlenmelidir.

Tarlada pek ağaç olmamalıdır.

Kimyasal gübreler olmadan hiçbir şey yetişmez.

Toprak sürülmeli, üzeri her zaman “tertemiz” olmalıdır.

Bütün bu düşüncelerle gerçekleşen endüstriyel tarım yüzünden, toprak ve çiftçiler her geçen sene daha da fakirleşirken, GDO’lu tohum, tarım ilacı, tarım makinaları, gübre satan tarım şirketleri zenginliklerine zenginlik katmaktadırlar.

Bütün risk ve yük çiftçinin üzerindedir. Gereksiz yere birçok işçilik yapmakta ve tonlarca ilaca tonlarca para verip, toprağı kendi elleriyle öldürmektedir.

Toprağı gerçeğini anlamaya başladığımızda bütün maddi ve manevi sıkıntılar hızla düzelmeye başlayacaktır.

İşte gerçekler:

Toprağı özü böcek ve bakterilerdir. Çoğunu gözümüzle göremediğimiz milyarlarca canlı kendileri beslenirken toprağı da işleyerek besin değeri yüksek olan gerçek gübre üretirler.

En çok bildiğimiz solucan vardır mesela. Toprağın havalanmasını, yumuşamasını, su kanalları oluşmasını sağlar. Dışkısı en verimli gübrelerdendir.

Sinyona bakteriler toprakta doğal olarak var olan demiri bitkinin işine yarar hale getirir.

Mikoriza mantarı gibi bir mantar türü bitkinin köküne yerleşirse simbiyotik bir ilişki oluşur ve bitki çok daha iyi beslenmeye, daha çok büyümeye başlar.

Yabani ot denilerek yok edilen bitkiler de olmazsa olmazlardandır. Yonca, sinameki gibi örnekler kökleriyle havadaki azotu toprağa yarar hale getirirken; papatya, kara hindiba gibi bitkiler, toprağın kalsiyum ihtiyacını giderir. Kazık köklüler toprağın derinlerine ulaşarak diğer bitkilerin ulaşamadığı besinleri toprağın yüzeyine çıkarırlar. Zararlı böcekleri uzaklaştıran bitkiler olduğu gibi, uğur böceği gibi faydalı olanları çekenler vardır. Bu konu oldukça derin ve hikmetlerle dolu bir konudur.

Toprağı sürmek ise felakettir ve ne yazık ki çiftçinin gözünde vazgeçilmesi neredeyse imkânsız bir tabu haline gelmiştir.

Toprağın nemini, en verimli yeri olan humus tabakasını, içindeki ahengi yok eder, erozyona açık hale getirerek çok miktarda toprak kaybına neden olur. Onarıcı tarım adıyla, anıza ekim yöntemi yeni yeni bazı bölgelerde görülmeye başlanmıştır. Çiftçi abi ve kardeşlerimin, maliyetleri ve emeği azaltarak verimi arttıran bu yöntemi araştırmasını tavsiye ederim.

Yazacak çok şey var ama bir farkındalık olur niyetiyle bu kadarla iktifa edelim. Toprak ve tarım konusunun çok çok gündeme gelmesi ve tartışılması gerekmektedir. Kıtlığın çaresi Rabbani tarımdır.

Toprak öylesine bir yığın değil medeniyettir. Gelişmiş medeniyetleri uzayda aramaya gerek yok, tamda ayağımızın altındadır.

Rabbim bizi bu kimyasal tarım fitnesinden kurtarsın. İlim ve hikmetimiz arttırsın. Âmin.