VF kat sağ

25 May 2024

​Sisler bulvarındaki kaza

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindeki heyetinin helikopterinin, Azerbaycan dönüşünde dağlık araziye çakılmaları, helikopterin tamamen yanması, heyetteki herkesin ölmesiyle ilgili akıllara gelen soru işaretleri günlerdir konuşuluyor, tartışılıyor. Kaza mıydı? Yoksa sabotaj mı?

İranlılar, genelde Rus yapımı helikopter veya uçakları tercih ederken heyet neden Amerikan yapımı 1994 tarihli helikoptere bindiler veya bindirildiler? Olumsuz hava şartlarına rağmen heyet neden yola çıktı? Reisi ile birlikte üç helikopter daha havalanmıştı, ama sadece Reisi’nin helikopteri neden düştü? Helikopterdeki radar takip sistemi neden devreden çıkarılmıştı? Bir sabotaj ihtimali mi düşünülüyordu? Dağlık, ormanlık arazide, kar, tipi ve sis arasında Reisi ve heyetinin cenazelerine neden 15 saat sonra ulaşılabildi? (Üstelik Reisi ve heyetini Türk yapımı İHA’nın verdiği koordinatlarla bulundu) Bu soruları uzatmak mümkün…

Geçtiğimiz günlerde de Slovakya Başbakanı’na yapılan suikast girişimi, acaba birilerinin yeni dünya düzeniyle ilgili hesaplarını mı ortaya koymaktadır. Ben, bu kazanın detaylı şekilde araştırılması, soruşturulması ve üzerindeki sis perdesinin acil şekilde kaldırılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Zenzegur Koridoru’yla alakalı bir dizi görüşme yapıp, bunun yürürlüğe gireceği konusunda müjdeler verdi. Yanı sıra, Irak’ta suikaste kurban giden üç üst düzey General’in intikamıyla ilgili olarak, İran, İsrail’e füze ve dronlarla saldırı düzenledi.

İran’da iç ve dış dengeleri iyi okumamız gerekir diye düşünüyorum. İran’da, Yasama, Yürütme ve Yargı’nın üzerinde Kum Kenti’ndeki Velayat-i Fakihler bulunmaktadır. İran’daki bu yapılanmayı, Tahran’daki hükümet erkanını, yani yasama, yürütmeyi ve yargıyı denetleyen mollalar olarak adlandırabiliriz. Mütevaffa Reisi’nin Ali Hamaney’in yerine geçeceği de iddia edilmekteydi.

Hatta bazıları tarafından Hamaney’in, Reisi’yi istemediği, hatta Azerbaycan’daki bu etkinlikte kendisine doğru dürüst koruma bile verilmediğini iddia ediyordu. İsrail’e füzelerle ve dronlarla saldıran, görünürde silah teknolojisi üst düzeyde olan bir ülkenin, Cumhurbaşkanlarının düşen helikopterini bulabilmek için Türkiye’den yardım istemeleri de acayip garaip bir hadise değil midir?

Konuyu dağıtmayalım! Bundan sonra Ortadoğu denkleminde neler olur, biraz da ona bakalım! İran’da 50 günlük bir süre içinde yeniden seçim yapılacak. (İbrahim Reisi, yüzde 40 katılımlı bir seçimle iş başına gelmişti)…

Geçiş sürecini Muhammed Muhbir yürütecek. Peki, İran’da iş başına gelecek yeni Cumhurbaşkanı nasıl bir iç ve dış politika izleyecek? Dış politika uzmanları Reisi’nin karnesinin pek parlak olmadığı konusunu gündeme getiriyorlar. Yıllardır ABD’nin ambargosu altında olan, ekonomisi neredeyse tükenmiş İran, bu seçimler sonrasında yeni dönemde nasıl bir yol ve dış politika stratejisi izleyecek? Daha saldırgan bir dış politika mı? Yoksa ılımlı bir dış siyaset mi? Uygulanan ambargoları kaldırmak için küresel güçlerle el sıkışmayı mı tercih edecek? Yoksa, kendi kabuğunda olmayı mı?

İbrahim Reisi, görevde olduğu süre içinde Türkiye ile sıcak ve sempatik ilişkiler kuran bir liderdi… Yeni dönemin Cumhurbaşkanı acaba Türkiye ile bu sıcak temasları sürdürmeye devam edecek mi? Bu fakirin yazılarını takip edenler bilirler… Dünyanın neresinde bir kaos, tedhiş, terör olayı varsa, oraların arkasında küresel eşkıya ABD, Siyonist Kuklası ABD ve onları ellerinde kukla gibi oynatan Siyonist İsrail’in olduğunu yazarım. Yazımın başlığına koyduğum “Sisler bulvarındaki kaza” ile kastettiğim “Sisler Bulvarının” altında, üzerinde, yanında, sağında, solunda bir şekilde bu küresel emperyalistlerin çıkıp çıkmayacağı da benim için şimdilik muammadır. Demek istediğim; bu kazanın arkasından (İsrail, bizimle ilgisi yoktur, demiş olmasına rağmen) İsrail’in çıkmayacağını söyleyemem…

Helikopterin kara kutusu bulunacaktır elbette. Önce sert iniş yaptığı, daha sonra kazaya uğradığı ve hiç kimsenin sağ kurtulamadığı kaza, şimdilik sisli, bulutlu bir görüntü veriyor. İran kaynakları, bunun kaza mı sabotaj mı olduğu konusunda ketum davranıyorlar. Ama gerçeklerin gün yüzüne çıkmak gibi bir huyu vardır.

İran Cumhurbaşkanı Reisi, Dış İşleri Bakanı Abdullahiyan ve beraberindeki heyette bulunan, bu elim kazayla vefat edenlerin tamamına Allah’tan rahmet diliyorum. Kardeş ve dost ülke İran halkına da sabır ve metanet diliyorum. Türkiye, her halde İran’ın yanında olmaya devam edecektir… Vesselam!