15 Haziran 2022

Toplumsal yaşamın kuralları

Bu yazıma üzülerek şöyle başlamak durumundayım ki toplum olarak hoşgörüyü rafa kaldırmışız, birbirimize tahammül kalmamış! Huzurumuz kalmadığı gibi, birbirimizi çeşitli nedenlerle sevmiyoruz. İşimiz gücümüz içten içe birbirimizin aleyhine çaba harcıyoruz. Çekememe, hırs ve öfke gibi manevi hastalıklar bizi bu duruma getirdi diyebiliriz. Birbirimizin iyiliğini istemiyor, “Rabbena hep bana!” deyip başkasını gözetmiyor ve “Kaşığın yönünü kendimizden yana çeviriyoruz.” Oysa toplumsal yaşamda bireylerin birbirlerine karşı görev ve sorumlulukları vardır. Kitle iletişim araçlarında izliyoruz ve görüyoruz ki basit nedenlerle ve yok yere; “Tavuk keser gibi adam kesiyoruz/öldürüyoruz.” Bu ne aymazlıktır ki yol verme kavgası ölümle sonuçlanıyor. Köpek için, çocuk için bir saniyelik öfkeyle hem dünyamızı hem ahiret hayatımızı zehir ediyoruz. “Sen bana niye yan baktın!” diye silah çekip etrafı ateşe veriyoruz.

Oysa mensubu olduğumuzla haklı olarak övündüğümüz İslam, bize bunu böyle öğretmiyor. Öyle ki Allah’ın ve insanlığın düşmanı Firavun’a bile anlatırken; “Yumuşak söyle!” diye Hz. Musa’ya (a.s) emrediyor Allah (c.c.). Şair bu önemli sosyal konuyu mısralara şöyle döküyor:

 

“Konuşmaktı yumuşak dille,

Madem yöntem en azgınla bile!

Neden azarlıyorsun kardeşini,

Mücrim ama Müslim beni!

Rusiyayım belki fakat değilim asi,

Hatayla dopdoluyum belki,

Hak etmedim fakat azar işitmeyi!

 

Öğütçüler, nutukçular, duacılar,

Saçı, sakalı beyazlaşmış ulu hocalar!

Bahçemin mis kokulu nergisleri,

Söylesin tatlı, varsa kimin sözü ipeksi!

Uslanırım, uyarın, kalbim katı belki,

Kalmasın bu vadide azarın izleri!

 

Gönüller sert ve kaba, çığırtkan anlatımlarla değil de yumuşak, nazik ve bağırıp çağırmadan anlatımlarla kazanılır. İnsanlara öğüt verirken sesini yükseltmeden anlatın denildiği halde bazı öğütçüler karşılarında sağır veya suçlu varmış gibi avazları çıktığı kadar bağırıyorlar ve öğüt, azara evriliyor. Hayat reçetemiz olan Kur’an’da, Hz. Lokman’ın (a.s) oğluna verdiği öğütlere dikkat edersek yanlış yapmayız. Hz. Lokman (a.s) oğluna; dolayısıyla bize şöyle öğüt veriyor: “Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez.” (Lokman:18) yine devamla; “Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini yükseltme; çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır.” (Lokman:19) ”Bu ayetlerde ...bize; kaçınılması gereken olumsuz davranışlardan örnekler verilmektedir. Bu örneklerin, özellikle kendini beğenmişlerin, başka insanları aşağılayıcı tutumlarından seçilmiş olması ve bunların Allah sevgisinden mahrum kalacakları uyarısında bulunulması, Kur’an’ın insan onuruna verdiği değeri yansıtması bakımından özellikle dikkat çekicidir.”  (Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 338)

 

 Toplumsal yaşam kurallarını hayat reçetemiz olan Kur’an’dan ve reçetemizin uygulayıcısı Allah’ın Resul’ünden (s.a.v.) alırsak en ideal toplumsal yaşamı yaşamış oluruz. Çünkü; Hz. Aişe (r.a) annemize sahabe soruyor: ”Ya Aişe, bize Resulüllah’ın (s.a.v.) ahlakından söz eder misin?” Hz. Aişe annemizin (r.a) verdiği cevap tam da bu konumuzu aydınlatıcı ve müthiş zekavet örneğidir: “Siz Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kur’an ahlakıydı.”  Yine şairin mısralarından konuyu okumaya devam edelim:

 

“Gönül kazanmanın yok başka yolu!

Tatlı anlat, tatlıya bağlansın,

Tatlı bak, yüzün gülle donansın!

Gülümse ki o yolunu gözlesin!

Gülümset ki defterin dolsun!”

 

 “Gülümset ki defterin dolsun!” Bu mısrada şair; Hz. Nebi’nin (s.a.v.); ”Gülümsemek bir sadakadır.” hadisine dikkatimizi çekmek istiyor. Verdiğimiz sadakayla eylem defterimize/karnemize sevap ekleneceğine göre - ki bu da en az bire ondan başlayıp bire yedi yüz; hatta Allah, isterse sınırsızdır -her gülümsememizde sadaka kazana kazana, eylem defterimiz/karnemiz iyiliklerle dolacaktır. Bu iş, masrafsız, kolay ve çok karlı bir iştir. Burada bir açık gözlülük veya kolaycılık vardır denemez. Çünkü burada toplumsal yaşama ve insana verilen değerin önemi ve ahlaki bir öğüt söz konusudur. Hani çoğumuz okumuşuzdur araçların arkasında şu yazıyı: ”Kıskanma, çalış senin de olur.” Ben bu sözü şöyle çeviriyorum izninizle: ”Kıskanma, gülümse; senin de eylem defterin/karnen  iyiliklerle dolsun!”

Bu anlattıklarımız kuşkusuz toplumsal ahlak kurallarıdır. Resulüllah’ın (s.a.v.); ”Ben güzel ahlakı tamamalamak için gönderildim!” diye buyurduğu bilinen bir gerçektir. Unutmayalım ki ahlaklı olmak; insanın, Kur’anca, İslam’ca ve insanca yaşamasıdır.