Emlak Katılım ASF

13 Nisan 2021

​ÜLKEMİZDEKİ BİR İŞGAL GÜCÜ OLARAK CHP (1)

Önceki aylarda İzmir'deki minarelerden İtalyan faşist Marşı'nın çalınması olayının arkasından CHP İzmir İl Teşkilatının bazı üyeleri çıkmıştı. CHP'li Büyükşehir Belediye başkanı ve diğer belediye başkanları seçim çalışmaları sırasında bu marşı seçim şarkısı olarak uzun süre kullanmışlardı.

Geçen ay da CHP’li Edirne Belediye Başkanının 15 Temmuz darbe girişimini kadeh kaldırarak kutladığının görüntüleri medyada yer almıştı.

Dikkatli bir tarih okurunun ülkemizle ilgili şu tesbiti yapması zor  değil: Türkiye bundan yüzyıl önce aslında işgalden kurtulmadı, işgalci değiştirdi. Fransız, İngiliz ve Yunanlılardan sonra CHP'nin işgaline uğradı. Türkiye'yi yaklaşık 100 yıldır gittikleri söylenen işgalcilerin kayyımı olarak CHP yönetiyor. 100 yıldır gün be gün, an be an yaşadığımız bütün acılar bu işgalin bir tezahüründen başka bir şey değil.

Bu  iddiamızı 100 yıl boyunca yaşanmış somut örneklerle sizlerle paylaşayım.

1) İslam Dinini Topyekün Tasfiye Süreci

Prof. Dr. Kemal Karpat Türkiye’de CHP iktidarında yaşananları şöyle özetler: CHP, Büyük Millet Meclisi'nin mutlak hakimiydi ve kendi pozitivist laikliğini empoze etti. 1928'de Latin alfabesine geçildi.1932'de bütün Müslüman dünyasında Arapça okunan ezan Meclis kararıyla Türkçe okunmaya başlandı  (Karpat, 2007:267).

Başlatılan bu tasfiye süreci ile birlikte İlahiyat fakültesine  ilgi gittikçe azalarak, öğrenci sayısı 284'den 20'ye düşmüştü. Yine 1924 yılında sayıları 29 olan İmam Hatip Okulları’nın sayısı 2’ye düşürülmüştü. İlahiyat fakülteleri imam hatip okullarıyla birlikte 1932'de kapanmıştır.1932 yılından itibaren Arapça ezan okuma yasağı getirilmiş, 1939 yılından itibaren de bu kanuna uymayanlara para ve hapis cezası getirilmişti  (Özdemir,1995:127).

Prof.Dr Fuat Köprülü’nün başında bulunduğu ‘İslam’da İnkılap Komitesi’, sıhhi camiler yapılmasını, ibadette musikiye yer verilmesini savunurken, İstanbul eski şehreminlerinden Opr.Dr Cemil Topuzlu, bir kanun teklifi vererek ‘hijyenik olmadığı gerekçesiyle sünnet’in yasaklanmasını’ taleb ediyordu. (Kabaklı,1989:226).

O günlerde CHP türbeleri dahi kapattırmıştı..1932’de Türkçe ibadeti uygulamaya sokulmuş, aynı yıl Kur’an’ın devlet eliyle Türkçeye çevrilme çalışmaları da başlatılmıştı.

2) Ezan ve Kuran Düşmanlığı

CHP İktidarı 1932 yılının başlarındaki bir Kadir Gecesi'nde (Ramazan ayının yirmi yedinci Gecesi’nde) ilk Türkçe Ezan’ı okutturmuştu. İlk Türkçe Kur'an İstanbul’un Fatih Camiinde, ilk Türkçe Hutbe de Süleymaniye Camiinde okunmuştu (Goloğlu,1974:88 ).

Türkçe ezan toplumu devletten koparan, laikliği dinsizlikle eşitleyen radikal bir uygulama olarak hafızalara kazınmıştı (Oğur,2017).

Anadolu  topraklarının 1071 yılında Selçuklular tarafından fethinin ardından tam 861 yıldır okunan ezan, 1932 yılında CHP tarafından yasaklanarak başka bir  hale  getirilmişti.

Halbuki bu yıllar arasında Anadolu toprakları çeşitli yabancı işgallerine uğramasına rağmen bu  yabancı işgalcilerin hiç biri ezana müdahale  etmemişlerdi.

Prof.Dr Tayyar Altıkulaç Türkçe ezan hatıralarını şöyle  anlatıyor:

“Tanrı uludur (iki defa),

Tanrıdan başka yoktur tapacak.”

Ben çocukluk yıllarımda bu ezanı yüzlerce defa okumuşumdur (Altıkulaç,2011:47).

Kayseri Eski Milletvekili Cemal Cebeci de o günlerin atmosferini şöyle özetler: Kur'an-ı Kerim suç aleti haline gelmişti.Okuyanlar ve okutanlar sıkı takibe alındı. Yakalananlar acımasızca cezalandırıldı (Cebeci,2014:63).  

Sonraki Dönemlerin Milli Eğitim Bakanlarından Prof.Dr Orhan Oğuz da o baskı günlerinin yakın şahitlerindendir: Benim zamanımda okullarda din dersleri bulunmadığı gibi, bütün Kuran Kursları da kapalıydı. Daha önce bahsettiğim mahalle camimizin imamı Şifavermez Ahmet Hoca’nın dersleri ise sık sık polis baskınına uğradığından bir müddet sonra devam edemez olmuştur (Oğuz,2004:50).

Kur’an Kurslarını kapatmış CHP İktidarı, din adamlarını da sıkı  bir şekilde takip ve baskı altında tutuyordu.Erzurum Ulemasından Mehmet Kırkıncı  Hocaefendi  o  baskı günlerini  şöyle anlatıyor: Sabahın erken saatinde karlara bata-çıka faytonların izinden Mustafa Efendi’nin evine gidiyorduk. Mustafa Efendi’nin kardeşi Hüsnü Efendi, bizim geleceğimizi bildiği için kapının gerisinde bizi bekler ve kapıyı ilk o açardı. O kadar erken saatte gitmemizin sebebi, polislerin bizi görmemesi idi. O zamanlar Kur’an ve dinî ilimleri okumak yasaktı, ezanlar da Türkçe okunuyordu. Polisler daha uyanmadan hocamızın evine giderdik, saat sekize, sekiz buçuğa kadar okurduk, sonra evimize dönerdik. Bu kadar tedbire rağmen yine de Hoca Efendi’den şüphelenerek defalarca evine geceleri baskın yaptılar (Kırkıncı,2004:26).

3) Cami Düşmanlığı

Ülkedeki dinie  ve dini değerlee karşı topyekün savaş açan CHP iktidarının hedefindeki en önemli noktalardan biri  de camilerdi.

Cumhuriyet'ten sonraki dönemde Anadolu'da pek çok cami, maksadı dışında (asker barınağı, tahıl ve erzak deposu gibi) olarak kullanılmıştır. Bu sebeple camiler ve ona yakın olan medrese ve tekkelerin bir kısmı, bu kullanımdan zarar görmüş, tahrip olmuştur.

Tıpkı Kuran Kursları gibi camiler de CHP İktidarının baskısından nasibini alıyordu.Kapatılan ve satılan bu mabetlerin, halkta oluşturduğu hayal kırıklığı ve devlete yabancılaşma hali korkunçtur. Büyük ve küçük birçok camiler, nüfuzluların çıkarları için depo veya “meyhane” yapılmak gibi süfli işlerde kullanılmıştı. İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı olduğu Milli Şeflik döneminde satılan 350 yıllık Katip Mustafa Çelebi Camii, dansözlü meyhane olarak kullanıldı. 1907 tarihli Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nin plan ve proje krokilerinde Katip Mustafa Çelebi Paşa Camii olarak görülen yapı, 1941'de İsmet İnönü tarafından 4 bin 10 liraya satılmıştı  (Yeni Akit, 2012).

(Devam Edecek)