https://yenisoz.com.tr" class="d-none" />

17 Ocak 2018

Üsküdar bir beyefendisini daha kaybetti

Şair, eczacı ve TRT İstanbul Radyosu eski solistlerinden Memduh Cumhur hayatını kaybetti.

Başlıkta Üsküdar dedik ama İstanbul hatta Türkiye bir beyefendisini daha kaybetti. Memduh Cumhur duruşu, tavrı ile tam bir sanatçıydı. Üsküdar sevdalısıydı. İyi bir şairdi. Gönül adamıydı. Yaşı kaç olursa olsun yanına gelenlerle sohbet eder yol yordam gösterirdi. Davudi sesiyle harika şarkılar seslendirirdi. Gittiği toplantı ve sohbet ortamlarında mutlaka kendisinden bir şarkı seslendirmesi istenirdi. O da genelde kırmaz kısa da olsa okurdu.

Memduh Cumhur için ne dediler

Kendisini yakından tanıyan genç bir bayan şunları söylüyor: “Memduh Cumhur Beyefendi; bizler için bir baba, bir ağabey, dert ortağı, iyi kötü gün dostu, vefa ve kadirşinaslık örneği, hoşsohbet, musiki tarih sanat konularına vakıf bir kültür insanı, ilgi alanları yakın olan birçok kişinin tanışmasına vesile olmuş gönül adamı, çıkar hesabı yapmayan dürüst bir vatandaş ve iyi bir aile babası idi. Kaleme aldığı güzelim dizeleri mahzun kaldı.”

Kültür tarihçisi Dursun Gürlek: "Memduh Bey sevdiğimiz bir insandı, kültürlü, İstanbul beyefendisi olarak bilinen bir arkadaşımız, dostumuzdu. Tabii ki bütün dostları gibi ben de haberini alınca üzüldüm. Osmanlı tarihine olsun, yakın tarihe olsun aşina bir kimseydi, musikişinastı. Yıllarca TRT'de çalıştı. Üzüldük tabii, Allah rahmet eylesin"

Allah'a kavuşma özlemini dile getiriyordu

Araştırmacı yazar Şamil Kucur: “Memduh Cumhur Osmanlı'dan bugüne edebiyat, tarih, musiki, tasavvuf ve kültür camiası içinde yetişen nadir şahsiyetlerden biriydi. Son günlerde Allah'a kavuşma özlemini dile getiriyordu. Şiirleri ile dostluk üzere, sohbetleriyle davudi sesiyle gönülden okuduğu şarkılarıyla bir dost, bir İstanbul beyefendisi aramızdan ayrılmasının üzüntüsü içerisindeyiz.”

Müzisyen Ruhi Ayangil: " 50 yıllık dostum, arkadaşım, Türk makam musikisinin aydın sanatkârı kaybettik. Menzili mübarek olsun. Hu."

Kültür araştırmacısı sosyolog Nidayi Sevim: “Üsküdar denince aklımıza düşen nadir isimlerden, eczacı, şair ve musikişinas Memduh Cumhur ağabey, fani alemden beka alemine göç eylemiş. Hakk Teala rahmet eyleye, ehibbanın başı sağ ola. Huve'l Baki."

Memduh Cumhur'un son günlerinde yazdığı bir dörtlük herkesi duygulandırdı. Yazdığı dörtlükte Allah'a kavuşmayı anlatıyor.

Merhum Memduh Cumhur defnedildiği gün Balaban Tekkesinde dostları, yakınları ve sevenlerinin katılımı Kur'an-ı Kerim okunarak dualarla anıldı.

 

 

 

 

Orhan Okay üç ayrı şehirde anıldı

 

Hocaların hocası Mehmet Orhan Okay vefatının birinci yılında memleketi Erzurum, defin olduğu İstanbul ve Ankara olmak üzere üç ayrı şehirde düzenlenen panellerle anıldı. İstanbul'da kabri başında Kur'an-ı Kerim okunarak dualar edildi.

 

Ateş ahşapla buluşuyor ve sanata dönüşüyor

Ahşap ile ateşin bir araya gelmesi felakettir her daim. Fakat bu iki ezeli düşmanın, ahşap ile ateşin buluştuğu öyle bir alan var ki, felaketi bırakın muhteşem sanat eserleri çıkar karşımıza.  Ahşap yakma resim tekniği olan “pyrogravure”ün Türkiye'deki önemli temsilcilerinden biri Münir Erbörü'dür.

Münir Erbörü'yü ahşap yakma ile yakından ilgilenenler çok iyi tanıyorlar. Onun yaptığı işlere hayranlar. Bu sanatı tanımayanlar ise Münir Erbörü'yü ahşap yakma tekniği ile Kur'an-ı Kerim yazması ve ortaya çıkan muhteşem eseri Çamlıca Camsii'ne hediye etmesi ile tanıdı.

Bugüne kadar çok sayıda resim, gravür, hat çalışması yaptığını dile getiren Erbörü, "En değerli çalışmam" dediği 30 cüzlük Kur'an-ı Kerim'i Çamlıca Camisinin altında oluşturulacak olan Kur'an Müzesi'ne hediye etti.

Münir Erbörü muhteşem çalışmasını Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kültür Merkezinde açtığı sergide sergiledi. Görenler hayran oldu. Sergide bir birinden değerli eserler vardı sizi kendinizden alıp götürecek.

İşine öylesine büyük bir aşkla bağlı ki 70 yaşını devirmiş ve birçok tablo biriktirmiş olmasına rağmen sabah erkenden atölyesini açıp işinin başına geçiyor. Bu sanatı öğrenmek isteyen herkese de hem atölyesinin hem gönlünün kapısı ardına kadar açık. “Talebelerimi ücret almadan yetiştirdim. Gelenler bana talebe, nesini alayım talebenin.” diyor; atölyesinin ismini niçin ‘Sabr-ı Gönül' koyduğunu izah edercesine.

Yetiştirdiği öğrencilerinin bugün Türkiye'nin çeşitli illerinde ahşap yakma sanatını öğretiyor olmasından gurur duyuyor. Kimi öğrencilerinin, ahşap yakma sanatına hobi, kimilerinin ise meslek öğrenmek amacıyla başladığını ifade eden Erbörü, ''Bu öyle bir tutkudur ki elinize aldığınız zaman bir havyayı bırakmak istemezsiniz, kendisine özgü bir kokusu vardır. O kokuyu benimseyen, bir daha bırakmak istemez'' diyor.

Ahşap yakma sanatının, üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde ders olarak işlenmesi gerektiğini ifade eden Erbörü şöyle diyor: ”Çünkü bu da bir plastik sanatı dalı. Neden siyah-beyaz sepya, karakalemin yerini almasın? Karakalemi bugün alıyorsun, kağıdın üzerine yapıyorsun, kağıt yırtılıyor, atılıyor. Ama bu sanatı yaptıktan sonra üzerine vernik atıyorsun, vernik atıldıktan sonra eser ölümsüz oluyor. Güneş görmeyen evde saklanırsa, 200 yıl hiçbir özelliğini kaybetmeden durabiliyor''

Romeo –Jüliet sosyal medya bağımlılığın anlatıyor

Uluslararası sosyal Medya Derneği (USMED) tarafından hazırlanan harika bir tiyatro oyunu var. William Shakespeare'in dünyaca ünlü oyunu "Romeo ve Juliet"in kahramanları tiyatro oyununda sosyal medya bağımlığına dikkat çekiyorlar. 

 Sosyal medya bağımlılığını sahneden tiyatro ile anlatıyor. Gerçekten de çok güzel anlatıyor. Bağımlılık deyince korkmayın.  Oyun oldukça komik. Ailecek gidin izleyin. Çocuğunuz asla sıkılmayacak ve onunla ile birlikte kahkaha atacaksınız.

 1500' lü yıllarda facebook, instagram ve twitter olduğunu düşünün. İçinde aşk, entrika, komedi, game of thrones, starbucks ,dans müzik ve dünyalar yakışıklısı Romeo ve güzeller güzeli Jüliet olsun. Yine o yıllarda Selami Şahin olsun. Güzel yazılmış ve harika kurgulanmış. Oyuncular ise oyunun hakkını veriyorlar.

USMED Başkanı Said Ercan oyun ile ilgili şöyle diyor: "Oyunumuz aslında Batı içerisindeki Doğu'dan bahsetti. Batı deyince bir coğrafi kavram olarak düşünmeyin. Batı'nın içerisinde çok güzel Doğulular var. Rachel Corrie onlardan bir tanesiydi. Bu oyunun her yerde olmasını isteyin. Belediyelere iletin. Oyunumuzda Romeo'nun bir tiradı vardı kararındalık ve denge üzerine. Kesinlikle bu çok önemli. Sosyal medyadaki arkadaşlarınızı gerçek hayata taşıyın. Sanaldaki arkadaşlarınız sanalda, gerçekteki arkadaşlarınız gerçekte kaldığı sürece sosyal medya hepimize zarar verecek. Savaşsız bir dünya ancak sanatla olacak. O bakımdan sanata da önem verelim."

Oyunda sık sık mesaj verildiğini düşünmeyin. Evet mesaj veriliyor. Kısa ama yerinde tam 12 den vuran bir mesaj veriliyor. Onu da oyunu izlerken öğrenin diyorum.

Yaklaşık 2 saat süren 2 perdelik oyunda, Tolga Canbeyli, Sıla Kılıçkaya, Sena Karaman, Hakan Bahadır Polat, Kerem Büyüktaş, Onur Alagöz ve Kenan Etişgen rol alıyor.