20 Temmuz 2017

Yol ve yatırımların ağır bedeli

Her gün yeni bir yatırım, yeni bir proje haberi ile irkiliyoruz.

Otoyol, köprü, konut...

Altgeçit, üstgeçit, tüpgeçit...

Avm, liman, havaliman...

Kültür merkezi, sanat merkezi, finans merkezi...

Nikah salonu, spor salonu, konser salonu...

İçimiz dışımız yatırım, içimiz dışımız proje oldu, nefessiz kaldık, boğuluyoruz...

Sahi eski insanlar binlerce, onbinlerce yıl nasıl yatırımsız, projesiz yaşadı, hiç düşündünüz mü?

 

Oysa her nimet büyük bedeller ödeterek bize geri dönüyor, farkında değiliz.

Eski bir hikâye tam da bununla ilgili;

“Memleketin ücra bir yerinde kuş uçmaz kervan geçmez bir köy varmış. Köy sapa imiş ammâ havası hoş, suyu arazisi pek bolmuş. Köylülerin de hali vakti yerinde, geçimliği pek bolmuş.

Köyün bir de yaşlı muhtarı varmış; bilgili, görgülü, tecrübeli, her şeyi tartıp biçen, bu yüzden de çok dikkatli hareket eden biri imiş. Ancak onun bu halini tembelliğe ve yaşlılığa yoran bazı gençler de yok değilmiş yani...

Köyün delikanlılarından biri muhtarın yıllardır hiç iş yapmadan oturduğunu, kendisi göreve gelirse hizmet edip çok çalışacağını ve muhtarlığa talip olduğunu söylenir dururmuş.

Neyse... zaman bu, hızla akıp geçmiş.

Vilâyetten haber gelmiş, seçim ilan edilmiş.

Sabah olmuş sandıklar kurulmuş, akşam olmuş reyler sayılmış.

Ve...

Delikanlı büyük farkla köye yeni muhtar olmuş.

 

Eski muhtar mı soruyorsunuz? Elbette kendisine yakışanı yapmış, delikanlıyı tebrik etmiş, görevinde başarılar dilemiş, hatta istediği zaman kendisine yardımcı olabileceğini bile söylemiş. Kırgın değil, kızgın hiç değilmiş, ancak görevi devrederken sessizce bir “Allah köylüye acısın.” dediği işitilmiş, işitilmiş ammâ kimse dediğinden bir şey anlamamış.

 

Çoook uzattık, oysa hikâyenin kısası makbûl imiş...

Yeni muhtar hızla işe girişmiş. Köyü kalkındırmak gerekmiş, yapacak çok iş, çok hizmet varmış.

İlk iş olarak köyden kasabaya genişçe bir yol yaptırmaya karar vermiş. Yol yaparsa köy köylükten, köylü gerilikten kurtulacakmış, köye yatırım yağacak, köyün talihi değişecekmiş...

Gerçekten dediği gibi çok çalışmış, çok ter dökmüş, oradan destek, buradan yardım... derken yolu senesine varmaz bitirmiş.

Açılış için kaymakam, nahiye müdürü, başçavuş ve bazı yüksek zevât davet edilmiş.

Davullar çalınmış, halaylar çekilmiş, kurdelalar kesilmiş, yol törenle açılmış.

Köylüler memnun, muhtar gururlu…

 

Sonra mı?

Sonra bahar gelmiş, buğday başak vermiş, yaprak filiz vermiş, koyun kuzu vermiş, inek davar vermiş...

Yeni yol yapıldığını duyanlar bir bir köye gelmiş.

Önce vergi memurları. Memurlar pek sapa bu köye uğrayamadıkları için yıllardır biriken vergileri tek seferde toplamaya kalkışmışlar. Köylüye imkânınız var mı diye sormamışlar bile. Parası olandan para, olmayandan davar, o da olmayandan çuval çuval buğday, epey bir vergi toplayıp çekip gitmişler.

Köylüler şaşkın, muhtar üzgün…

 

Jandarma da yol yapıldığını duymuş olmalı ki, onlar da çok geçmeden konvoy halinde köye gelmiş. Komutan köyün bütün erkeklerini meydanda toplatmış. Önce sayım yaptırmış, askere gitmeyen gençleri askere yazmış, askere gitmeyen yaşlıları ise önce bir güzel pataklamış, yetmemiş kelepçelemiş, yetmemiş mahkemeye göndermiş...

Köylüler kızgın, muhtar süzgün...

 

Köyde kadınlar, yaşlılar, çocuklar ve bebelerden başka bir Allah'ın kulu kalmamış.

Hepsi perişan ve ağlamaklı; “-bakalım yarın daha kimler gelecek, başımıza neler gelecek” diye umutsuzca evlerine dağılmışlar.

Akşam olmuş, hava kararmış, genç muhtar eski muhtarın evine varmış.

Daha ağzını açmadan yaşlı muhtar; “-evlat demiş neden yol yaptırmadığımı şimdi anladın mı?”

 

Evet memleket çok hizmet, çok yatırım gördü görmesine ammâ bütün bu hizmet ve yatırımlar ağır bedeller ödeterek bize hezimet olarak geri döndü.

Kırlar boşaldı, kentlere doluştuk... göç, hasret ve gözyaşı ile tanıştık.

Fakirdik, güya zenginleştik... borç, aidat, taksit ve kart ile tanıştık.

İş güç sahibi idik... işsizlik, stres, geçim sıkıntısı ve kriz ile tanıştık.

Kanaatkâr, mütevekkil idik... telaş, korku ve endişe ile tanıştık.

 

Ya yitirdiklerimiz? Aile, mahalle... huzur, güven... selam, kelâm... dostluk, komşuluk...